Fazla çay zararlari

Türk Göğüs Cerrahisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Elbeyli, doğu bölgelerinde fazla tüketilen çayın, yemek borusu kanserinin nedenlerinden biri olduğunu bildirdi.


Türk Göğüs Cerrahisi Derneği (TGCD) Başkanı Prof. Dr. Levent Elbeyli, akciğer kanserinin Sağlık Bakanlığının verdiği rakamlara göre ölüm nedenlerinde birinci sırada yer aldığını belirtti. Elbeyli, yemek borusu kanserinin çay tüketiminin yoğun olduğu doğu bölgelerinde daha çok görüldüğünü de bildirdi.
8. Ulusal Göğüs Cerrahisi Kongresi, Antalya'da başladı. Kongre kapsamındaki basın toplantısında konuşan Elbeyli, bu yıl Avrupa Göğüs Cerrahisi Derneğiyle ortaklaşa düzenledikleri kongreye yurt içi ve yurt dışından 400 kişinin katıldığını söyledi.
Elbeyli, göğüs cerrahisinin ana konularından birinin akciğer kanseri olduğunu ifade ederek, "Akciğer kanseri Sağlık Bakanlığının verdiği rakamlara göre ölüm nedenlerinde birinci sırada yer alıyor. Kanser tedavisinde hayat kurtaran tek tedavi yöntemi cerrahidir. Biz dernek olarak kanseri hedef haline getirdik" dedi.
Elbeyli, yemek borusu kanserinin de en önemli belirtisinin yutma güçlüğü olduğunu bildirdi. Yemek borusu kanserinin görülme sıklığının bölgelere göre değiştiğine işaret eden Elbeyli, şöyle konuştu:
"Doğu bölgelerinde fazla tüketilen çay, yemek borusu kanserinin nedenlerinden biridir. Ayrıca doğu bölgelerinde bulunan toprak türlerine bağlı yeme alışkanlıklarının da önemi var. Yemek borusu kanseri bir açıdan tek başına değil bazen mideyle ortak kanser sorunları oluşturuyor. Akciğer kanserine göre biraz daha zor bir iş. Hastaların uzun dönem sağ kalımları bir miktar daha olumsuz."
Terleme tedavisi
Kongre Başkanı Doç. Dr. Ilgaz Doğusoy da Türkiye'de sigara içme oranının yüksek olduğunu, bu nedenle akciğer kanserine yakalanan kişi sayısının da her yıl arttığını belirtti.
Akciğer kanserini önleme adına Sağlık Bakanlığıyla iletişim kurduklarını anlatan Doğusoy, "Diğer kanser türleri gibi akciğer kanseri için de tarama programları başlattık. Sağlık Bakanlığı şu aşamada bu konuda bir girişimde bulunmuyor ama görüşmelerimiz devam ediyor. Erken tarama programlarının hastalığın tedavisinde başarılı olması açısından gerekli olduğunu düşünüyoruz" dedi.
Doç. Dr. Ilgaz Doğusoy, özellikle el, yüz, ayak ve koltuk altında oluşan bölgesel terlemelerle ilgili birçok tedavi yöntemi olduğunu kaydetti. Bölgesel terlemelerde cerrahi yöntemlerle yüzde 100'e yakın başarı sağlandığını anlattı. Doğusoy, şu değerlendirmede bulundu:
"Bölgesel terlemeleri 5 milimetrelik bir delikten içeriye girerek yaptığımız ufak bir ameliyatla bile yüzde 100 oranında önleyebiliyoruz. Özellikle gençlerde ergenlikten sonra bu terlemeler o kadar ciddi rahatsızlıklar oluyor ki başka birisinin elini bile tutamıyorlar. Bu hastalık ciddi bir psikolojik sorun haline geldiği için kullanılan deodorantlar ve botoks tedavileri pek faydalı olmuyor."
Kongre, 26 Nisan'da sona erecek.
kaynak : (AA)

Doğal olmayan şeker ömrü kısaltıyor

Utah Üniversitesi, doğal şeker olan pancar yerine mısırdan elde edilen nişasta bazlı şeker kullanılmasının yaşam süresini kısalttığını tespit etti.
Kamuoyunda NBŞ olarak bilinen nişasta bazlı şekerler (glükoz, früktoz vb.) son dönemlerde bilinçsiz olarak yaygınlaşmaya başladı. Bu da tartışmaları beraberinde getirdi. Günümüzde satışa sunulan hemen her tatlı yiyecek ve içeceğin içinde tatlandırıcı olarak normal şeker yerine mısır şurubu kullanılıyor.
NBŞ’nin kimyasal işlemlerden geçirilip elde edilmesine rağmen doğal olduğu ve sağlığa zararlı olmadığı tezi bilinçli şekilde ileri sürülüyordu. ABD’nin önemli araştırma merkezlerinden biri olan Utah Üniversitesi araştırmacıları bu tezin doğru olmadığını kanıtladı. Aynı araştırmada NBŞ’nin kısırlığı artırdığı da görüldü.
Dişi farelerde kısırlığa neden oldu
Dişi fareler üzerinde yapılan denemelere göre, mısır şurupları ile beslenen farelerin sofra şekeri (sakaroz) ile beslenen farelere göre yaşam sürelerinin 1, 87 kat kısaldığı ve üretkenliklerinin azaldığı belirlendi.
kaynak : (TRTTURK.COM)

Menopoza en iyi gelen besinler

Muzun, menopoz sonrasında kadınlarda tansiyona bağlı inme riskini azaltabileceği belirlendi.


Amerikalı bilim adamları 11 yıl boyunca 50-79 yaşındaki menopoza girmiş 90 bin 137 kadının sağlık durumunu inceledi. Katılımcıların ne kadar potasyum aldığı da değerlendirildi.

Araştırma, muz gibi potasyum bakımından zengin yiyecekler tüketen menopoza girmiş kadınların inme riskinin yüzde 25'e kadar azaldığını gösterdi.

Ancak bilim adamlarından Sylvia Wassertheil-Smoller, çok fazla potasyumun da kalp için zararlı olduğunu, kişilerin neye ne kadar ihtiyaçları bulunduğunu öğrenmesi gerektiğini belirtti. Araştırmanın sonuçları Amerikan Kalp Derneği'nin "Report" adlı dergisinde yayımlandı.

Menopoza giren kadınlarda potasyum-sodyum dengesi bozuluyor. Potasyum vücuttaki sıvı dengesini sağlıyor. Dünya Sağlık Örgütü, günde 5-6 gram potasyum alınmasını öneriyor. Orta büyüklükteki muz 430 miligram potasyum içeriyor.

Çocuklarda omurga eğriliğini önlemek mümkün

Uzmanlar, halk arasında omurga eğriliğinin erken teşhisle tedavi sonucu ameliyata gerek kalmadan düzeltilebileceğini ifade ediyor

Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Hamza Hakan Türkomurga eğriliğinin çocuk ve ileri yaştaki kişilerde görüldüğünü söyleyerek, "Bizim için önemli olan kısmı çocuklarda görülen rahatsızlıklar. Omurga eğriliklerinin değişik çeşitleri var. Bunlardan doğumsal olanlar zaten bebek doğduğu anda rahatlıkla teşhis koyup tedavisine başlayabileceğimiz rahatsızlıklar. Onun dışında, toplumda daha çok sıkıntıya neden olan 9-10 yaşlarında başlayan, sebebi belli olmayan, ilerleyen dönemlerde omurga, gövde eğriliğine bağlı ciddi sıkıntılar çıkartabilen özellikle solunum akciğer yetersizliği, duruş pozisyonu bozukluğu gibi rahatsızlıklara yol açan kısımdır. Bu konularda halkı daha çok bilinçlendirmemiz gerekiyor" dedi.

"KOL UZUNLUĞU, KÜREK KEMİĞİ VE OMUZ HİZASINDAN ANLAŞILABİLİR"
Op. Dr. Hamza Hakan Türk, ailelerin çocuklarında skolyoz olup olmadığını nasıl anlayacakları konusunda şunları söyledi: "Bu rahatsızlığın anlaşılmasında ailelerin ilk başta dikkatini çekebilecek mevzu, iki omuzun eşit olmaması veya hastanın üstünde bir şey yokken sırtına baktığımızda iki kürek kemiğinin birbiriyle aynı simetride durmaması. Bunlar genelde ciddiye alınmayıp atlanabiliyor. İki kolunda uzunluk farkı olan, kürek kemikleri birbirine eşit olmayan çocukların uzman bir doktor tarafından muayene edilmesinde fayda var. Bu tür rahatsızlıkların ileri evrelerinde ciddi cerrahi girişimler, büyük ameliyatlar gerekmektedir."

"OMURGA EĞRİLİĞİ AMELİYATA GEREK KALMADAN DÜZELTİLEBİLMEKTE"
Erken tanı ve teşhisle bu tür rahatsızlıkların ameliyata gerek kalmadan düzeltilebildiğini belirten Türk, "Erken dönemde rahatsızlığın teşhis edilmesi durumunda ameliyat gerektirse bile ileride daha büyük ameliyat yapmaktansa erken dönemde daha küçük ameliyatlarla bu rahatsızlığı düzeltebilmekteyiz. Erken dönemde tespit ettiğimiz rahatsızlıklarda fizik tedavi, kas güçlendirmesi önemli. Orta seviyedeki rahatsızlıklarda da korse tedavisine başlayabiliyoruz. Daha ileri ki boyutlarda ameliyat dışında pek bir seçeneğimiz kalmıyor. Ameliyat gerekirse de doğru ve erken tanı ile cerrahi sonuçlarımız gayet başarılı olmaktadır" ifadelerini kullandı.

Armudu soymadan yiyin

Beslenme Danışmanı Dr. Gönül Ateşsaçan, “Sağlıklı beslenmek için yediklerimize dikkat edeceğiz, Bol sıvı tüketeceğiz,mutlaka egzersiz yapacağız ve bilinçaltımızı zayıflatacağız” dedi.
Dr. Gönül Ateşsaçan, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Hepimizin bildiği gibi dünyada artık şok diyetlerle ya da ilaçlarla zayıflama dönemi bitti. Artık önemli olan sağlıklı beslenerek, aç kalmayarak ve kalıcı şekilde kilo vermek” dedi.
Dr. Gönül Ateşsaçan, egzersiz yaparken ruh ve bedenin birbirini tanıdığını ve kaynaştığını ifade ederek, “Metabolizma hızınızın değişmesiyle birlikte yaşam enerjiniz de artıyor. Bu sayede yaşamınızda ki davranışlarınızın hedefi belli olacak ve sonuç almaya başlayacaksınız. Çeşitli fiziksel faktörlerin kilo alıp vermenizde önemli olduğunu unutmayın. Bunun için mutlaka uzmana başvurun, tiroid bezi ve safra kesenizin çalışma sisteminin ne kadar sağlıklı olup olmadığını öğrenin. Tiroid bezi ve safra kesesi,kilo vermek için oldukça önemli. Uzmanınız gerekli testleri yaptıktan sonra doğru planı hazırlayacaktır” dedi.

Dr. Gönül Ateşsaçan son olarak zayıflarken uygulamamız gerekenleri ise şöyle sıraladı; “Acıkmadan yemek yiyin,susamadan su için. Günlük 1000 kalorinin altına düşmeyin. Haftada veya 10 günde 1 aynı giysi ile aynı tartıda, aynı saatlerde tartılıp kaydedin. Yapay tatlandırıcı kullanıyorsanız günde 4 taneyi geçmeyin. Dışarıda yemek yiyorsanız, yemeklerin yağsız ve susuz kısmından almayı alışkanlık haline getirin. Kabuklu yenebilen meyveleri (armut, elma, kivi, portakal gibi) soymadan yiyin. Tam organik buğday ekmeği tercih edin. 8-Günde en az 20 defa mekik hareketi yapın.” 

Uzun süre açlık yağlanmayı artırıyor

Uzman Diyetisyen Şefika Aydın Selçuk, doğru sanılan en büyük yanlışlardan birinin yağlanmanın sadece bel çevresinde biriktiğini düşünmek olduğunu söyledi. Karın çevresinde oluşan yağlardan kurtulmak için başvurulan lipoliz, mezoterapi ve liposuction benzeri yöntemlerin ise geçici çözümler olduğunu belirtti.
Meyvenin de fazla tüketiminin bel çevresini yağlandırabileğini söyleyen Uzman Diyetisyen Selçuk, "Bu konunun uzmanları da bel çevresi yağlanması yüksek olan kişilerde öncelikle fazla kiloların verilmesini vurgulamaktadırlar. Yapılan yağ analizlerinde kişilerde abdominal yağlanma dışında bacak, kalça, gövde ve kollarda da yağ yüzdelerinin beldeki kadar yüksek hatta bazen beldekine oranla daha yüksek yağ yüzdelerine sahip olduğu görülmektedir. Yani kişi kilo alımı sırasında sadece karından yağ almış olduğunu görünüşünde hissetse bile ölçümler diğer bölgelerde de yağın kasa oranla olması gerekenden daha yüksek olduğu görülmektedir.Bu sebeple bu kişilerde genel yağlanmayı düşürecek şekilde diyet yapılarak vücudun tüm bölgelerinde yağ kaybı hedeflenecek şekilde kilo verimi sağlanır. Unutmayın, her gıdanın fazlası vücutta depolanmayı tercih edecektir. Meyvenin fazla tüketimi de bel çevresini artırabilir. Yeterli miktarda tüketmek en önemlisi." dedi.

Beslenmede yapılan hataları ise şöyle sıraladı:

Akşam sadece meyve yiyip yatmak, 

Saat 6' dan sonra yemek yememek, 

Kahvaltı, öğle gibi ana öğünleri atlamak 

Diyette hiç ekmek yememek, 

Ara öğünler yapmamak, 

Yüksek karbonhidratlı besinleri diyette çok sık tüketmek,

Pilav, makarna, tatlı, mantı, çorba ve börek gibi yemekleri aynı öğünde bir arada tüketmek,

Kuruyemiş, kuru meyve gibi gıdaları gereğinden fazla tüketmek,
Light gıdaları kilo aldırmaz düşüncesi ile fazla miktarda tüketmek.
Herkesin alması gereken kalorinin farklı olduğunu ve herkesin yiyebileceği bir porsiyon ölçüsünün olduğunu söyleyen Uzman Diyetisyen Selçuk, "Bir besini gereğinden fazla tüketmek de diyetten tamamen çıkarmak da doğru bir hareket değildir. Uzun açlıklar başta bel çevresi olmak üzere yağlanmayı artırır. Önemli olan sık aralıklarla yeterli miktarda tüketmeyi öğrenmektir '' dedi.
Uzman Diyetisyen Selçuk, vücuttaki yağlanmayı azaltmak için egzersizin önemine de değindi: ''Önemli olan aynı öğünde çok çeşit yemekleri bir arada tüketmek değil farklı günlerde az miktarlarda çeşitli beslenmektir! Amaç yediklerinizi hep daha aza indirmek değil enerji harcamanızı arttırmak olmalıdır! Aslında bir adımsayar alarak öncelikle günlük nasıl bir harcamanız olduğunu gözlemleyebilirsiniz. Çalışmalar bir kişinin günde 8000- 10000 adım atması gerektiğini vurgulamaktadır. Çok hareketli olduğunuzu veya hareketsiz olup olmadığınızı anlamanın en pratik yolu adımsayar alıp kendinizi takip etmek ve adım sayılarınızı gün geçtikçe artırarak daha da enerji harcamak atacağınız en büyük adımdır! Egzersiz yapmak vücutta genel yağlanmayı azaltan en önemli parametrelerden bir tanesidir. Özellikle yürüyüş ya da yüzme vücutta hem bölgesel hem genel yağlanmayı düşüren 2 spor şeklidir. Haftada 4 kez 35-45 dakika tempolu aralıksız yapılan aktivite yağlanmayı azaltır'' 

METABOLİZMAYI HIZLANDIRMANIN 11 YOLU

1. Uyanır uyanmaz güne 1 bardak su içerek başlayın.

2. Uyandıktan sonra kahvaltınızı ilk yarım saat içerisinde yapmaya özen gösterin. Bu şekilde metabolizmanız hızlanacaktır.

3. Metabolizmayı hızlandırmak için, susamasanız bile günde 2-2,5 litreye yakın su tüketin.

4. 2,5-3 saatte bir beslenerek, metabolizmanızın düzenli çalışmasını sağlayın.

5. Eğer kişinin herhangi bir problemi yoksa gün içerisinde 2 fincan yeşil çay, 2 fincan kahve içebilir.

6. Hamur işleri metabolizmanızı ağırlaştırır, o nedenle tüketmekten kaçının.

7. Et, tavuk, balık, yumurta, süt, yoğurt gibi protein ağırlıklı beslenme metabolizmanızı hızlandırır. Ancak protein miktarının günlük gereksiniminize göre ayarlanması çok önemlidir.

8. Kışın vücudunuz ısı değişikliğine uyum sağlayabilmek adına harcadığı enerjiyi düşürmektedir.Bu nedenle metabolizmanın canlandırılması için fiziksel aktiviteler arttırılmalıdır. Haftanın 2 günü orta tempolu 45 dakikalık yürüyüşler iyi gelecektir.

9. Özellikle lifli besinler tercih edilmelidir.

10. Zencefil, zerdeçal ve tarçın gibi baharatlar metabolizmanızın hızlanmasına yardımcı olur. Her akşam 1 kase yoğurdun içerisine 1 çay kaşığı bu baharat karışımını ekleyerek tüketebilirsiniz.

11. Eğer tiroit ve hipertansiyon hastalığınız yoksa sabahları aç karnına 1 çay kaşığı tere tohumunu çok az balla karıştırarak tüketebilirsiniz.


back to top